Eserleri

1. Düstûrü’l-amel ve taśĥîĥu’l-cedvel. Zîc-i Uluġ Bey’in Farsça şerhidir. II. Bayezid’in emriyle 904 (1499) yılında tamamladığı bu eserinde Kâşî’nin Zîc-i Ħâķānî’sinden ve Ali Kuşçu’nun daha önceki Zîc-i Uluğ Bey Şerhi’nden de istifade eden Mîrim Çelebi didaktik bir üslûp uygulamış ve 1 derecelik yayın sinüsünü hesaplamak için örneklerle beş ayrı çözüm yolu göstermiştir (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2276). Onun bu çalışmasında ayrıca trigonometrik ifadelerin değerleriyle özel olarak ilgilendiği ve özgün sonuçlara vardığı görülür (Franz Woepcke, “Discussion de deux méthodes arabes pour déterminer une valeur approchée de sin 1º”, Etudes sur les mathématiques arabo-islamiques, nşr. Fuad Sezgin [Frankfurt 1986], s. 614-638).

2. Şerĥu’l-Fetĥiyye fî ilmi’l-heye. Ali Kuşçu’nun, hey’et ilminde İbnü’l-Heysem’in riyâzî-tabiî ilimlerde uyguladığı bir yöntemle saf matematik (hey’et-i gayr-i mücesseme) ve saf fizik (hey’et-i mücesseme) astronomi geleneklerini bir araya getirerek kurduğu ilm-i hey’eti Aristotelesçi ilkelerden temizlemek amacıyla yapı-bozuma uğrattığı er-Risâletü’l-Fetĥiyye adlı önemli eserinin şerhidir (TSMK, III. Ahmed, nr. 1347). Mîrim Çelebi bu şerhinde, Ali Kuşçu’nun vazgeçtiği İbnü’l-Heysemci çizgiyi Risâle fi’l-hâle ve ķavsi ķuzaĥ adlı eserinde yaptığı gibi kısmen takip etmiştir. Onun Taşköprizâde Ahmed Efendi’ye el-Fetĥiyye’yi okuturken yazdığı bu şerh (925/1519) Osmanlı medreselerinde yardımcı ders kitabı olarak da kullanılmıştır. Bunun sebebi, Ali Kuşçu’nun öğrencisi Gulâm Sinan’ın aynı eser için kaleme aldığı Fetĥu’l-fetĥiyye isimli şerhe oranla (TSMK, III. Ahmed, nr. 3291) daha pratik ve daha teknik olmasıdır. Mîrim Çelebi ayrıca şerhine bir zeyil yazacağını ve burada Utârid’e (Merkür) ait modelle (Süleymaniye Ktp., Hüsrev Paşa, nr. 246, vr. 46a) aya ait modele (vr. 50a) ilişkin sorunları inceleyeceğini belirtmiştir. Bu kayıt -her ne kadar zeylin henüz bir nüshası tesbit edilememişse de- Mîrim Çelebi’nin Copernicus astronomisine giden yolda dedesi Ali Kuşçu gibi klasik astronominin en önemli iki sorunuyla uğraştığını, hatta onun bu konudaki çalışmalarını sürdürdüğünü göstermektedir (Saliba, s. 282-284).

3. Risâle fi’l-hâle ve ķavsi ķuzaĥ (Risâle fî ķavsi ķuzaĥ ve’l-hâle). Eserde görme olayı ve şartları, ışık, ışığın yayılması ve kırılması, renkler, gök kuşağı ve hâlenin oluşumu ile bunların optik özellikleri incelenmiştir (Beyazıt Devlet Ktp., Feyzullah Efendi, nr. 2179/4; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2414; ayrıca bk. DİA, XXII, 132). Hüseyin Gazi Topdemir bu risâleyi bir makalede ele alarak değerlendirmiştir (bk.bibl.).

Mîrim Çelebi’nin astronomi alanındaki diğer eserleri rub‘u’l-müceyyeb, rub‘u’ş-şikâzî ve zerkâle adlı aletlerle takvim, kıble tayini ve diğer bazı meseleler üzerine kaleme alınmış hacimli risâleler şeklindedir (İhsanoğlu v.dğr., I, 90-101). Ayrıca döneminin yönelimine uyarak el-Makāsıd fi’l-ihtiyârât (Süleymaniye Ktp., Hafîd Efendi, nr. 192/1) gibi bazı astroloji eserleri de telif etmiştir (Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, II, 216). Bunun yanında bir de Münyetü’ś-śayyâdîn fi’l-âv adlı bir çalışması bulunmaktadır (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1464).